|
Tweet |
“Aylık Artış Küçük Görünebilir Ama Etkisi Büyük”
Nisan ayına ilişkin enflasyon oranlarının kamuoyuyla paylaşıldığını hatırlatan Pektaş, aylık ve yıllık artışların kağıt üzerinde belirli seviyelerde görünse de sahadaki etkisinin çok daha ağır hissedildiğini belirtti.
“Vatandaş için mesele yüzde kaç arttığı değil, markete girdiğinde sepetini doldurup dolduramadığıdır” diyen Pektaş, özellikle temel gıda ürünlerinde ve zorunlu harcamalarda yaşanan artışın aile bütçelerini zorladığını dile getirdi.
“Gıda, Ulaşım ve Barınma Giderleri Öne Çıkıyor”
Enflasyon sepetinde en dikkat çeken kalemlerin gıda, ulaştırma ve konut giderleri olduğunu vurgulayan Pektaş, bu alanlardaki fiyat artışlarının doğrudan yaşam standardını etkilediğini ifade etti.
Elektrik, doğalgaz ve kira giderlerindeki yükselişin sabit gelirli vatandaş için ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Pektaş, “Gelir artışı enflasyonun gerisinde kaldığında, açıklanan oranların bir anlamı kalmıyor” dedi.
“Küçük İlçelerde Etki Daha Belirgin”
Kulu gibi tarım ve küçük esnaf ağırlıklı ilçelerde ekonomik daralmanın daha net hissedildiğini kaydeden Pektaş, üretim maliyetlerindeki artışın hem çiftçiyi hem de tüketiciyi etkilediğini söyledi.
“Bir yandan mazot ve gübre fiyatları yükseliyor, diğer yandan vatandaş pazarda yüksek fiyatla karşılaşıyor. Bu döngü kırılmadıkça enflasyon düşse bile hayat pahalı kalmaya devam eder” ifadelerini kullandı.
“Kalıcı Çözüm Üretim ve Gelir Politikalarında”
Pektaş, enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, üretimi teşvik eden, maliyetleri düşüren ve alım gücünü artıran kapsamlı adımlar atılması gerektiğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda Pektaş, ekonomik göstergelerle vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasındaki farkın giderilmesinin önemine dikkat çekerek, “Toplumun beklentisi, açıklanan oranlar değil, mutfaktaki yangının sönmesidir” dedi.